WwW.1Seslidunya.com ORosbu Cocuklari Bacinizi Sikerim Sizin PicLer Akilli oLun WwW.1Seslidunya.com

27 Oct

İkinci Bölüm
Devrimlerin Tarifi ve Açıklaması
Devrim nedir?
En basit şekliyle devrim: sosyal bir değişiklik yapmak için belirli şartlar ve yöntemlere göre yapılan bir savaştır.
Bu tanımlamada üç deyim var:
1) Değişiklik,
…2) Savaş,
3) Şart ve yöntem…
Savaşın ne olduğunu ve devrimden nasıl ayrıldığını gördük. Her sosyal değişiklik yapan savaş devrimdir. Fakat her sosyal değişiklik devrim midir?
Hayır.
Öyle ise, devrimi anlamak için, onun önce nasıl bir sosyal değişiklik ve nasıl bir savaş olduğunu, dolayısıyla de hangi şartlar ve metotlarla gerçekleştiğini arayıp bulmalıyız.
I- Devrim Değişikliği
İnsan topluluğunda başlıca iki türlü değişiklik vardır:
1) Reformlar (ıslahatlar),
2) Devrimler (revolusyonlar)…
Reformla devrim arasındaki farkı bulmak, devrimin ne olduğunu daha iyi kavramaya yarar.
A- Reform ve Devrim Nedir?
Devrim (insan toplumu içinde geçtiğine göre) bir sosyal değişikliktir, deyince ne anlıyoruz?
Evrende olan bütün değişiklikler başlıca iki aşama geçirerek olurlar:
1) Tedrici tekâmül (evrim), yani zıtlıkların basamak basamak birikme aşamasıdır. Buna NİCELİKÇE BİRİKME denir. Ana karnında tohumun çocuk haline gelinceye kadar geçirdiği gebelik devrinin değişiklikleri bir evrim, yahut nicelikçe birikiştir.
2) Devrim, eski nitelikten bambaşka olan yeni bir niteliğe atlayıştır. Bu sıçramaya NİTELİKÇE DEĞİŞME denir. Çocuğun ana karnından dış dünyaya gelmesi, gürültülü ve kanlı hadiselerle doğması bir devrim, bir nitelikçe değişiştir.
İşte gerek doğada, gerek toplumda bütün değişiklikler bu iki aşamalı evrelerden, iki basamaklı konaklardan birisi, yahut ötekisi biçiminde görülür. Bu iki konaktan birincisi olmaksızın, yani nicelikçe birikme olmaksızın, ikinci konak, yani nitelikçe değişme meydana gelemez.
Toplum içinde nicelikçe birikme şeklinde olan derece derece evrim döneminin değişikliklerine REFORM (Islahat) denir. Bir insan topluluğunun rejimi sosyal bir niteliktir. Bu rejim düzeni içinde kalmak şartıyla olan değişiklikler Reform adını alır.
Mesela, işçi ile patron arasındaki işgücünü satıp ücret almak ve işleyici karşısında işletici olmak ilişkileri baki kalmak şartıyla, topluluğumuzda birçok değişiklikler olur. Bunlar hiçbir zaman kapitalist düzenini değiştirmez. Sermayenin emeği işletip soyması ve sömürmesi niteliğini ortadan kaldırmaz. Fes atılır, şapka giyilir; Arapça harfler gider, Latince harfler gelir; Sultani mektebi adı kalkar, okul Lise olur; Aşar kaldırılır, yerine Arazi Vergisi konur; eski Ceza Kanunu batar, yeni Ceza Kanunu çıkar… Bütün bu değişiklikler sırasında işçi gene eskisi gibi başka bir şahsa ait fabrika veya mağaza, yahut toprakta çalışmak için işgücünü satarak geçiniyorsa, düzen, rejim olduğu gibi kalmıştır. Devrim yoktur. Çünkü işçinin alınyazısı gibi, memleketin siyaseti, idaresi, kanunları da kapital sahiplerinin emrindedir.
Öyle ise, sosyal düzenin niteliği değişmemiştir. Eski rejim niteliği içinde birtakım evrim hamleleri yapılmıştır. Bu hamleciklere devrim değil, reform denir. Ama Türkiye’de bir zamanlar Avrupa Emperyalistlerinin dayatmasıyla birtakım uydurma değişikliklere, hiçbir şey değiştirmeyen gevezeliklere hep Islahat (Reform) adı verilmişti. Onun için, sahiden ufak tefek değişiklikler yapılmak istendiği vakit, bunlara Reform anlamına gelen Islahat adını vermek gülünç kaçacaktı; İnkılâp (Devrim) denildi. Hâlâ da inkılâp (devrim) sözcüğünün reform mu, yoksa revolusyon mu olduğunu herkes bol bol karıştırmaktadır.
Eğer toplulukta görülen değişiklik sosyal düzenin temelinde, rejimin niteliğinde olursa, o değişikliğe devrim denir. Mesela, bütün fabrika ve işletmelerin İşçi Sınıfına, toprakların çalışan köylülere geçmesi, siyaset ve devlet idaresinde işçi ve köylülerin egemen olmaları, sermaye ve büyük arazi sahiplerinin ortadan silinmeleri kökten bir altüstlüktür, bir nitelik değişmesi, bir devrimdir.
Reformu kim yapar?
Reformu, bir topluluğa egemen olan sınıflar ve zümreler yapar. Mesela, kapitalizmde reformlar bizzat kapitalist sınıfları tarafından kanunlaştırılır. Gerçi bu reformlar da tevekkeli değildirler: Daima aşağıdan gelen zorla, yani halk tabakalarının hoşnutsuzluğunu önlemek için yapılırlar. Ama reformları yapanlar ve formülleştirenler, kabul edenler yukarı sınıflardır.
Yukarı sınıflar reformu niçin yaparlar?
Aşağıdan gelen zoru yumuşatmak için, halk hoşnutsuzluğunu önlemek için, tek sözle, eski rejimi muhafaza edip devrim altüstlüğüne meydan vermemek için.
Devrimi kim yapar?
Bir toplulukta mahkûm olan sınıflar ve zümreler yapar. Mesela, kapitalizmde devrim, işçilerle fakir köylülerin elele verip silaha sarılmalarıyla başarılır.
Devrim niçin yapılır?
Egemen sınıfların direncini kırarak eski rejimi yıkmak ve onun yerine daha ileri, daha yeni bir rejim kurmak için.
B- Devrim ve Reformun Sınırları Diyalektiktir
Yukarıda yapılan tanıma göre, devrimle reform arasında tam bir zıtlık vardır. Reformu, üstün sınıflar kendi düzenlerini korumak için yaparlar. Devrimi, alt sınıflar ortadaki rejimi kökünden değiştirmek için yaparlar.
Öyle ise, reform mademki devrimin zıddıdır, devrimciler her türlü reformun düşmanı mı olmalıdırlar?
Hiçbir vakit. Reformla devrimin karşılıklı ilişkilerini yukarıda gördük. Bir reform mutlak surette ve toptan, yani her zaman için ve her yerde hemen iyi yahut kötüdür denilemez.
“Reform anlayışı şüphesiz devrim anlayışının zıddıdır. Bunu unutmak, her türlü tarihi muhakemelerde insanı daima pek ciddi yanlışlara götüren iki anlayış arasındaki sınırları unutmak olur. Fakat bu zıtlık mutlak değildir. O sınırlar ölü değil; canlı, ilerleyen sınırlardır. Onları tek başına her somut ahval ve şerait (durum ve şartlar) içinde tayin etmek lazım gelir.” (Lenin, Jübile Münasebetiyle, 1911 Şubat, c. XI, Ks. 2, s. 235)
Bu tanımla iki şey öğreniyoruz:
1) Reformun bir sınırı vardır;
2) O sınır zaman ve mekân şartlarına göre değişir…
Birincisi: Reformun bir sınırı vardır deyince, şunu anlıyoruz. Tedrici tekâmül (evrim) gibi, reform da bir düzeye ve sonuna kadar gidemez. Belirli bir olgunluk ve birikme döneminden sonra reformlar mutlaka bir devrim altüstlüğüne varırlar.
Mesela, bir atmosfer basınç altında ısınan su, 99 dereceye kadar “evrim” veya “reform” diyebileceğimiz şekilde iç ısısını yavaş yavaş değiştirerek eski halini muhafaza eder. Fakat 100 derecede ısınır ısınmaz, artık su bir derece daha fazla “reform”a, yani hararete dayanamaz. Ani bir kaynama patlak verir.
Doğada olduğu gibi, toplumda da değişikliklerin böyle bir “galeyan noktası”, “kaynama derecesi” vardır. O dereceye reformun sınırı denir. O sınıra erişildikten sonra, artık beklenemez. Reformdan bir devrimin çıkması gerekir.
Toplumun gidişini kavramak için birinci şart: reformla devrimin o belli edilmesi gereken sınırını kestirmekle özetlenebilir.
İkincisi: Reform sınırı canlıdır, deyince neyi anlıyoruz?
Gene klasik su örneğini ele alalım. Suyun kaynaması kadar basit bir olayda bile, her zaman ve her yerde yürür, mutlak bir sınır yoktur. Çocuk kitaplarında suyun yuvarlak hesapla 100 derecede kaynadığı söylenir. Ancak, kaynama derecesi suyun ve hararetin içinde bulundukları birçok şartlara bağlıdır.
Kaynama derecesini belli eden şartların birisi de “atmosfer basıncı”dır. Suyun üzerindeki basınç bir atmosfer olduğu zaman, su 100 derecede kaynar. Ama suyun üzerindeki hava ağırlığı arttıkça, kaynama sınırı olan hararet derecesi de gittikçe çoğalır. Tersine, basınç azaldıkça, kaynama derecesi düşer.
Su kadar basit bir cisim için bile kaynama sınırı böylesine şarta bağlı olunca, insan topluluğu gibi binbir ilişki ve zıtlıkların kasırgalar çevirdiği alanda ne çok şartlar bulunacağı kendiliğinden anlaşılır. Bütün sosyal davranışlarda o şartları ve sınırları tayin edebilmek başlıca önem taşır.
Her reformun nerede bittiği ve devrimin nerede başladığı genel bir kural ile formülleştirilemez. Her tek olayda ayrı ayrı açıklamalar yapmak ister.
C- Sınırı Tayin Eden Şey Devrimin Gücüdür
Reformla devrimin sınırı, değişiklik geçiren elemanların kuvvet derecesine bağlıdır. Bir memlekette değişiklik isteyen ve değişiklik geçiren canlı elemanlar, devrimci sınıflar ve zümrelerdir. Devrimci elemanlar nerede zayıf iseler, orada reform olur; nerede kuvvetli iseler, orada devrim olur.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: